lutfiözbilen

“GERÇEK DOSTLUK FOSFORLAŞMA GİBİDİR, ÇEVREMİZİ KARANLIK SARINCA İYİCE PARLAR.”
Denis Martin

Bu gün sizlerle  ‘DOSTLUK’ hakkında biraz  sohbet etmek  istiyorum. Dostluğun da birçok duygu gibi beslenmeye ihtiyacı vardır. İlgiye , sevgiye , umuda hatta dokunmaya ihtiyacı vardır. Yoksa o dostluk sadece kelimelerde kalır. “Aramızdan su sızmazdı.”, “ Başım sıkışsa ilk arayacağım insandı.”  gibi  cümleleri kuruyorsanız dostluğunuz anlamını kaybetmiştir. Arkadaş ve dost arasında ince bir çizgi olmakla beraber, ikisinin birçok ortak tanımı da vardır ama en önemli ortak tanımı “güvendir” . Onu sınamak durumunuzda kalmamanızı dilerim.  Arkadaşımız dostumuz bizi anti sosyal olmaktan kurtaracak en önemli etkenlerdir. Sosyal olmaktan sakın sosyal ağları kastettiğimi sanmayın, bizi anti sosyal yapan en büyük etkenlerdir onlar. Arkadaşlık ve dostluk duygumuzu kaybetmeyelim. Geçenlerde bir   dergide okumuştum; “ Bundan böyle her hafta Cuma günü son altı ay içerisinde konuşmanız gereken ama bir türlü konuşamadığınız arkadaşlarınızdan birini arayın.”  diyordu . Bunu ajandanıza not edin, sadece 4-5 dakikanızı alır ama bir ömür dostluk verir.

Haziranın son haftası çok güzel bir tatil yaptık. Daha önce defalarca gittiğimiz Antalya’nın Adrasan beldesindeydik. Genelde memnun kalırdık ama bu sefer daha da bi mutlu döndük. Buna, birlikte tatil yaptığımız “dostlar” en büyük etkendir. Yaklaşık 20 yıldır ,  senede en az bir kez bir araya gelen sevgi dolu 20 kişi civarından bir grup. Bu sayı hiç sabit kalmıyor. İlk seneler  sadece akrabalar arasında başlayan ama zamanla içine dostlarını da dahil eden, enerjisini içlerindeki sevgiden, neşeden, paylaşımdan alan bu insanlar, akrabalık, dostluk, arkadaşlığın en güzel örneklerindendir.

Antalya’nın o dayanılmaz sıcağından en az 4 – 5 derece daha düşük olan Adrasan’da Neşe ablamızın yaptığı organizasyonla bir araya gelip, Tevfik abinin tecrübesi ve  balık tutkusu, Volkan abinin lojistik destekleri ve sanki her an denizkızı çıkacakmış gibi  derin derin ufka bakışlarından ilham alarak ? , benim miçoluğumla tuttuğumuz birkaç kilo balığın sohbetlere meze olması, Nilgün ablanın gözetiminde,  Şükrü abinin kızıma tavla öğretirken mars olması, Sema ablanın çılgın fikirleri ile , Bora abinin tadı damağımızda kalan sohbetleri ile , Nur ve Şule ablamızın her derde deva ilaçları ile , gençlerimiz Damla ve Yigit’in asla yalnız kalmasana izin vermeyen Ecem ve Kayra ile , 78 yayındaki Gönül annemizin bize örnek olan  enerjisi ile , bizi bu sevgi dolu insanlarla bir araya getiren Nazlı arkadaşımızın sessizliği bölen o neşe dolu kahkahaları ile bir çırpıda bitiverdi bir haftalık tatilimiz. Darısı başınıza diyorum .

Ve Ankara’dayız. Tatile gitmeden önce, (ismini kötü reklama gireceğinden vermeyeceğim) bir arkadaşımın “Hımm…gitme “ demesine rağmen Çukurambar’da yaklaşık 2 aylık maziye sahip Mai Karia’ya gittik.  Oldukça büyük olmasına rağmen çok sıcak ve egzotik bir ortama sahip cafenin tuvaletleri ise bir sevdiğimin deyişi ile “Ay üstü Alfa” teknolojisine sahip. Kesinlikle görün ..

Sanırım hala tatil havasından çıkamamışım. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere herkese İYİ TATİLLER!..

Lütfi Özbilen

lutfi@fokusakademi.com

İlgili Yazılar

Web Statistics