Steve Jobs hepimizin hayatına bir şekilde girmeyi başaran bir adam.Neredeyse tüm dünyada onun adını ve ürünlerini bilmeyen yok. Adına kitaplar yazılan, filmler çekilen etresan kişilik. Biyografisini okumuştum. İnanılmaz etkilendim.

Kendi kızına bakmazken insanlığı nasıl bu kadar değiştirdi diye. Onun bakış açısından dünyayı görebilmeyi dilerdim. Aynı görmediğimiz kesin ama aradaki fark ne? İnsan zekası karşısında hayran kalmadan duramıyor.

Steve Jobs 2004 yılında New York’ ta Madison Avenue’ de dolaşırken, tuhaf ve keyif verici bir şey gözüne çarpmıştı. Beyaz kulaklıklar artmıştı(hatırlarsanız o tarihte kulaklıkların çoğu tekdüze siyah renkte üretilirdi.) İnsanların kulaklarından düğüm atılmış iki yılan gibi sarkarak göğüslerine inen, ceplerinden, cüzdanlarından ve sırt çantalarından kafalarını uzatmış kulaklıklar. Her yer onlarla doluydu.Bir süre önce şirketin büyük bir başarı yakalayan Ipod ürününü piyasaya süren Jobs şöyle diyordu:

“Aman Tanrım dedim içimden, başladı işte.”

Ipod’ un (ve onun her yere yayılarak ikon haline gelen beyaz kulaklıklarının) böylesine popülerlik kazanmasını geçici bir moda olarak görebilirsiniz. Fakat nörolojik açıdan, Jobs’un gördüğü şey beynimizin ayna nöron adı verilen nöronlarla bağlantılı bir bölgesinin zaferinden başka bir şey değildi.

Kaliforniya Üniversitesi’ nden önde gelen nöroloji ve psikoloji profesörlerinden birinin dediği gibi” Biyoloji için DNA neyse, psikoloji de Ayna Nöron odur.”

Yeni doğan bir bebeğe dil çıkardığınızda, büyük olasılıkla aynı şekilde karşılık verdiğini görebilirsiniz. İnsanların fısıltıyla konuştuğunu gördüğümüzde biz de hemen sesimizi alçaltırız. Yaşlı birinin yanındayken adımlarımızı yavaşlatırız.

Kısacası bir insanın yaptığı şeyi gözlemlediğimiz zaman ya da okuduğumuz zaman biz de zihnimizden aynısını yapıyoruz.

Bu ayna nöronlar başkalarını taklit etmemize yol açmakla kalmaz, insandaki empati duygusunun da sorumlusudurlar.

Ancak ayna nöronlar tek başına çalışmazlar. İnsanoğlunun bildiği en bağımlılık yapıcı maddelerden biri olan dopamindir ve satın alma kararlarımızda büyük ölçüde onun ayartıcı etkisi vardır.

Birkaç yıl önce milyonların oynadığı Second Life diye bir oyun vardı. Kendinize yeni bir dünya kuruyordunuz. Ayna nöronların bu oyunların oynanmasında etkisi çok büyük. Ayna nöronlar buradaki sanal gerçeklikle bağ kuruyor. O an ki şartlarımız kötü olsa bile karşımızdaki oyunu hissedip orada gibi duygular üretmeye başlıyor oyuncular.

Steve Jobs hayatımıza akıllı telefonları soktu. Çok pahalıydı onlar. Almak çok güçtü ve bir statü göstergesiydi. Ama ne yaptık. Büyük çoğunluğumuz Apple ürünlerinden en azından bir çeşidine bir kere sahip olduk. Çünkü o bir zenginlik göstergesiydi ve cebimizde para olmasa bile biz onları bir çok ay taksitle alsak da yine kendimizi zengin hissettik.

O pahalı oyuncaklarla her şeyi yapabildiğimiz için kendimizi güçlü hissettik. Sanal dünyanın her şekline sahip olmuş ve ondan asla vazgeçemeyeceğimizi hissettik. Sanmayın ki bunları söylüyorum ama yapmıyorum. Yapıyorum. Hem de ortalamanın üzerinde bir alana düşecek kadar çok yapıyorum. O akıllı telefonu hiç elimden düşürmeden her şeyi yapıyorum hem de.

İşte Steve Jobs tüm bunların böyle olacağını biliyordu. O her şeyi biliyordu anne. Hem de senin her şeyi bildiğinden daha çok…

 

Not: Yazının içeriğinde Buy.ology kitabından alıntılar yapılmıştır.

İlgili Yazılar

Web Statistics